Gez, gör, tanı

Türkçe Great Britain

Selahattin Ölçeroğlu
ve tatlı belası, Bianco

 

 

Biyografi :   1946 Eskişehir doğumludur. İç Mimar ve Endüstri Ürünleri Tasarımcısı’dır. Yakma resim tekniği ile 1950’li yılların sonlarında çok genç yaşlarda tanışmıştır. Ancak o yıllarda ahşabın yoğun-seyrek noktalar veya yalın çizgiler halinde yakılması suretiyle yapılan çalışmaların arzu edilen estetik sonuçları vermemesi nedeniyle bu tekniği kendi çabaları ile geliştirerek ahşap yanığı renginin bütün tonlarını elde etmeyi başarmış ve bu renk tonlarından oluşan ilk tablosunu 1965 yılında henüz 19 yaşında iken yapmıştır.
Yakma resim tekniğini resim sanatında ahşap yanığı renk tonlarıyla estetik ve sanatsal değer arz edecek şekilde uygulayan ilk Türk ressamdır.

Türk tarih ve kültürünün belli bir dönemine ait görüntüleri günümüze yansıtan eski İstanbul gravürlerini kitap sayfaları arasından kurtarmak ve belgesel değer taşıyan bu zarif eserleri özellikle yabancı kitlelere tanıtmak amacıyla, çalışmalarını bu gravürlerin pyrogravure yorumlarını yaparak sürdürmektedir.

 

"Bir Osmanlı Gelini"
İsimli çalışmadan detay

 
 

 

Topkapı Sarayı, Kubbealtı  

Yakma Resim... "Sepya*-Beyaz Resim..."

Fr:Pyrogravure İng:Pyrography/Woodburning Picture Alm:Brandmalerei İta:Pirografia

*Sepya : Ahşap yanığı rengi, kahverenginin bir türevi

· Tanımı:
Pyrogravure (yakma resim) tekniği, ahşap veya diğer elverişli malzeme yüzeylerinin kızgın metal kalemlerle yakılarak çeşitli motiflerle bezenmesi işleminde kullanılan bir dekoratif sanat tekniği olarak doğmuştur. Ancak zaman içinde resim sanatında da kullanılmaya başlanmasıyla birlikte; klasik siyah-beyaz resim tekniği tarzında, “sepya-beyaz” resim tekniği olarak gelişmiş ve güzel sanatlar alanında yerini almaya hazır, çağdaş bir resim tekniği haline gelmiştir.

· Dekoratif (bezeme) amaçlı kullanımı :
Pyrogravure tekniği dekoratif amaçlı olarak antik çağlardan itibaren özellikle ahşap ve deri eşyaların bezeme işlemlerinde kullanılmıştır. Günümüzde bu tekniği dekoratif amaçlarla kullanan muhtelif ülkelere mensup sanatçıların çalışmaları aşağıdaki adreste, dünyaca ünlü pyrogravure sanatlar yazarı ve uzmanı Bn. Kathleen Menéndez (A.B.D.) tarafından kurulmuş olan, dünyanın en çok tanınan ve en saygın Pyrogravure Sanatlar E-Müzesinde (E-Museum of Pyrographic Art/Pyromuse) izlenebilir.

http://pyromuse.org/decorative.html

Pyrogavure tekniğini Türkiye’de dekoratif amaçlı olarak kullanan sanatçılardan Hüsnü Züber’in ahşap obje bezeme çalışmaları ve Münir Erbörü’nün hat ve tezhip çalışmaları aşağıdaki linklerde izlenebilir:

http://carverscompanion.com/Ezine/Vol11Issue1/KMenendez/KMenendez.html

http://munirerboru.com

 · Resim sanatında kullanımı:
Pyrogravure tekniği geçtiğimiz birkaç yüzyıl içinde, özellikle 19.yüzyıldan itibaren resim sanatında da kullanılmaya başlanmış ve sanatsal açıdan büyük değer taşıyan önemli çalışmalara imza atılmıştır. 19. Yüzyıl pyrogravure ressamlarından Ball Hughes (İng), J. William Fosdick (A.B.D) ve Charles H.F. Turner (A.B.D.) gibi sanatçıların yaptıkları pyrogravure tablolar bugün dünyanın belli başlı müzelerinde ve özel koleksiyonlarında özenle saklanmaktadır. Bn. Kathleen Menéndez ve dünyaca ünlü pyrogravure konservatörü, bu alanda ilk ve tek doktora sahibi Bn. Susan M. Millis ’in (İng.) müştereken yaptıkları araştırmalar sayesinde, geçen yüzyıllarda yapılmış olan pyrogravure eserler yeni yeni gün ışığına çıkarılmaya başlanmıştır. Kanaatimizce; çok sayıdaki bu tür antika eser, bugün dünyanın muhtelif müzelerinin arşivlerinde ve gizli kalmış özel koleksiyonlarında keşfedilmeyi beklemektedirler.

Geçen yüzyıllarda yaşamış olan yakma resim sanatçıları hakkındaki bilgiler ve herbiri antika sanat eseri değerindeki çalışmalarının   görüntüleri aşağıdaki adreste  izlenebilir.  

http://pyromuse.org/antique.html

Pyrogravure resim tekniği son yıllarda birçok ülkede yaygın bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Türkiye’de hemen hemen hiç bilinmeyen bu tekniğin dünyada giderek artan bir şekilde gördüğü ilgi, gelecekte popüler bir resim tekniği olacağına ilişkin görüşlerimizi kuvvetlendirmektedir.

Pyrogravure ressamlarının bir kısmı bu tekniği kendi saf ve orjinal haliyle; sadece ahşap yanığı renk tonları ile uygularken, bir kısmı da muhtelif boyalarla renklendirme yaparak karışık teknik tarzında uygulamaktadır. Pyrogravure resim tekniğini günümüzde başarı ile uygulayan muhtelif ülkelere mensup ressamların çalışmaları aşağıdaki adreste izlenebilir.

http://pyromuse.org/portraits.html

Yukarıdaki linkte yer alan yakma resim sanatçılarından dünya çapında ön plana çıkmış olanlar ve bu sanatı farklı ve ilginç yöntemlerle uygulayanlar hakkında Bn. Kathleen Menéndez tarafından özel olarak yazılmış belgesel nitelikteki makaleler aşağıdaki linkte izlenebilir. Yakma resim sanatı hakkında daha geniş bilgi edinmek isteyen sayın sanatseverlerin ve özellikle yakma resim sanatını icra etmeye yeni başlamış olan sanatçıların, kendi yetenekleri ve sanatsal tercihleri ile en uyumlu yakma tekniğini tespit edebilmeleri için bu makaleleri tetkik etmelerinde yarar görülmektedir.

http://pyromuse.org/pyrograffiti_index.html

Yukarıdaki bölümde yer alan pyromuse linklerine paralel olarak, muhtelif ülkelerdeki ve Türkiye’deki bazı pyrogravure ressamlarının çalışmaları da aşağıdaki adreste, dünyanın tanınmış fotoğraf sanatçılarından Patrick Faleur'a (İng.) ait web sitesinde izlenebilir.

http://www.pyrography.net

Yukarıdaki linklerde yer almayan Türk sanatçılardan Jak İhmalyan’ın (1922-1978) dağlama tekniği ile yaptığı son derece zarif ve estetik resim çalışmaları aşağıdaki linkte izlenebilir. Sanatçı dağlama resim tekniğinin bu etkileyici örneklerini, çekiç şeklindeki eski tip bir lehim havyesinin ince kenarını açık ateşte ısıttıktan sonra adeta bir resim fırçası gibi rahatlıkla ve büyük bir maharetle kullanarak yapmıştır.

http://ihmalian.narod.ru/tr/pyrogr.htm

Yakma resim tekniği ile resim yapan diğer Türk sanatçıların çalışmalarına da, internette yakma resim kelimeleri aratılarak ulaşmak mümkündür.

· Yakma resim sanatının güzel sanatlar alanındaki yeri ve sanat dünyasındaki geleceği:
Bazı sanat çevrelerinde yakma resim tekniğinin bir güzel sanatlar dalı olarak kabul edilmesinde tereddütlerle karşılaşıldığı ve bu tekniğin bir el sanatı tekniği olarak yorumlandığı görülmektedir. Bunun başlıca nedeni, bu resim tekniğinde bez tuval yerine ahşap tuval, boya ve resim fırçası yerine de kızgın metal kalem kullanılmasıdır. Ayrıca, yakma resim tekniğinin bezeme işlerinde kullanılan bir el sanatı tekniği olarak doğmuş olması ve asırlar boyunca da bu şekilde tanınması, buna mukabil bu tekniğin resim sanatındaki uygulamalarında bugün ulaşılan noktanın yeterince bilinmemesi de diğer önemli nedenlerdir.

Sanat tarihi kayıtlarında açıkça görülmektedir ki, son birkaç yüzyılda meydana gelen teknolojik gelişmeler sanat dünyasına da yansımış ve bu yansıma da insanoğlunun sanata bakış açısında ve sanat dallarını sınıflandırmasında değişikliklere yol açmıştır. Nitekim geçmişte güzel sanatlar kapsamına dahil  edilmeyen ve el sanatı / zenaat olarak tanımlanan seramik, cam işleri, özgün baskı ve fotoğrafçılık gibi sanat sanat dalları, 20. yüzyılın sonlarından itibaren birer güzel sanat dalı olarak kabul edilmiş ve güzel sanatlarla ilgili eğitim veren fakültelerin öğretim programlarına dahil edilmiştir. 

Zaman içindeki bu değişimler de dikkate alındığında, bir resim tekniğinde kullanılan malzeme cinsinin, o tekniğin bir güzel sanat dalı olarak kabul edilmemesi konusunda, her resim tekniği için geçerli bir neden teşkil etmemesi gerektiği düşünülmektedir. Nitekim bugün bez tuval ve yağlıboya gibi temel malzemeler dışında, çok farklı malzemelerle yapılmış bazı resim çalışmalarının da güzel sanatlar kapsamında değerlendirildiği görülebilmektedir. Pyrogravure resim tekniği bugün resim sanatında da başarıyla uygulanabilen bir tekniktir ve bu teknik, kullanılan malzeme açısından değil, ahşap tuval üzerine resmedilmiş olan çalışmanın sanatsal değeri açısından eleştirilmelidir. Bazı sanat eleştirmenleri ve eksperleri, bu tekniği daha önce hiç görmedikleri için bir mukayese yapma imkanları olmadığını, dolayısıyla bu teknikle yapılmış eserlerin eleştirilmesinin uzmanlık alanları dışında kalan bir konu olduğunu ifade etmektedirler. Oysa ki; gerek karışık teknikle, gerekse sadece ahşap yanığı renk tonlarıyla yapılmış olan pyrogravure tabloların, mevcut klasik eleştiri kriterlerine göre değerlendirilebileceği düşünülmektedir. Şöyle ki; muhtelif boyalarla renklendirilerek karışık teknik tarzında uygulanmış olan bir pyrogravure tablonun, yine karışık teknikle yapılmış olan herhangi bir yağlıboya tablo eleştirisinde kullanılan kriterlere göre değerlendirilmesi (boya renkleri ile ahşap yanığı renklerin uyumlu kullanımı dikkate alınarak) mümkün görülmektedir. Çeşitli boyalarla renklendirme yapılmadan, sadece ahşap yanığı / sepya rengi tonlarıyla yapılmış olan bir pyrogravure tablo ise, esasen güzel sanatların temel bir dalı olan siyah-beyaz (karakalem) resim tekniğinin değişik bir uygulamasıdır. Şu farkla ki; bu teknikte resim kağıdı yerine ahşap tuval, karakalem yerine de kızgın metal kalem kullanılmakta, uygulama sonucunda da siyah-beyaz arası renk tonları yerine, sepya-beyaz arası renk tonları elde edilmektedir. Ressamımız Selahattin Ölçeroğlu’nun bu tekniği sepya-beyaz resim tekniği olarak tanımlamasının nedeni de budur. Dolayısıyla, bu teknikle yapılmış olan bir pyrogravure tablonun eleştirisinin de, herhangi bir siyah-beyaz resim çalışmasının eleştirilmesinde esas alınan kriterler kullanılarak yapılabileceği düşünülmektedir.

Sanat eleştirmenleri ve eksperlerinin haklı oldukları konu, daha önce hiç pyrogravure tablo görmedikleri için bir mukayese yapma imkanları olmadığı, dolayısıyla yakma resim tekniğinin bir tablo üzerinde emsallerine oranla ne derecede başarı ile uygulandığı hakkında bir fikir beyan edemeyecekleri konusudur. Bu sorunun çözümü de, yakma resim sanatında isim yapmış olan tüm pyrogravure ressamlarının yaptıkları eserleri daha sık sergilemeleri ve bu ender tekniğin tanıtımı için daha çok çaba harcamalarıyla zaman içinde mümkün olabilecektir. Tabii ki bu konuda resim sanatı ile ilgili uzmanlardan ve eleştirmenlerden beklenen husus, yakma resim tekniğine daha olumlu bir bakış açısı ile yaklaşmaları, bu tekniği desteklemeleri ve teşvik etmeleridir.

Çünkü bugün, Selahattin Ölçeroğlu (Türkiye), Dumitru "Dino" Muradian (Romanya), Krasimir Hristov (Bulgaristan), Lorraine Zaloom ve Rodger Letkeman (ABD) ve Pyrogravure Sanatları E-Müzesinde yer alan yakma resim sanatının dünya çapındaki diğer ressamları, yıllar süren ısrarlı çabalar sonrasında bu resim tekniğinin uygulama yöntemlerini mümkün olabilecek en üst düzeyde geliştirmişler ve genç nesillerin bu tekniği kullanabilmeleri için gereken zemini hazırlamışlardır.

Başarıyla uygulanmış bir yakma resim çalışmasının dikkatle incelenmesinde de görülecektir ki, bu teknik bugün ulaştığı nokta itibariyle bir güzel sanat dalı olarak kabul edilmeyi hak eden ve kendi Mona Lisa ‘larını yaratabilecek potansiyele sahip olan bir tekniktir.

Yakma resim tekniğinin yakın gelecekte gözde bir resim tekniği haline geleceğine, bu tekniğin geçmişteki ve gelecekteki ustalarının -diğer klasik resim tekniklerinde olduğu gibi- eserleriyle beraber sanat tarihi kayıtlarında ve sanat ansiklopedilerinde hak ettikleri yeri alacaklarına inanıyoruz.

· Selahattin Ölçeroğlu’nun Pyrogravure Resim Çalışmaları :
Pyrogravure ressamı S. Ölçeroğlu, yakma resim tekniği ile 1950’li yılların sonlarında tanışmıştır. Ancak o yıllarda Türkiye’de sanatsal nitelikli çalışmalar yapılmasına imkan vermeyen, teknik açıdan yetersiz bir düzeyde (sadece yoğun-seyrek noktalar veya yalın çizgiler halinde) uygulanabilen bu tekniğin gerçek bir resim tekniği olarak geliştirilmesi gerektiğini de düşünmüştür. Bu amaçla ressamımız, daha önce hiçbir yerde görmediği ancak hayalinde çok iyi canlandırabildiği  ahşap yanığı renk tonlarının her çeşidini elde edebileceği yakıcı bir metal kalem tasarlamış ve ısrarlı çabalar sonucunda bu tekniği sanatsal değer arz eden estetik çalışmalar yapılabilecek  şekilde geliştirmeyi başarmıştır. Siyah-beyaz (karakalem) resim tekniğine bir alternatif olarak tamamen kendi hayal gücü ve çabaları ile geliştirdiği bu tekniği sepya-beyaz resim tekniği olarak adlandıran sanatçı, ahşap yanığı renginin muhtelif tonlarından oluşan ilk pyrogravure tablosunu 1965 yılında henüz 19 yaşında iken yapmıştır. Araştırma sonuçlarına göre tespit edilebildiği kadarıyla, Türkiye’de yakma resim tekniğini resim sanatında ahşap yanığı renk tonlarıyla estetik ve sanatsal değer taşıyacak şekilde uygulayan ilk Türk ressamdır.

Bugün yakma resim sanatında dünyanın önde gelen ilk birkaç ressamı arasında yer alan Selahattin Ölçeroğlu’nu emsal sanatçılardan farklı kılan en önemli özellikleri; poster veya grafik çalışma izlenimi veren küçük ebatlı figüratif çalışmalardan ziyade, çok daha büyük ebatlarda zengin içerikli geniş plan çalışmalar yapması, ahşap tuval yüzeyinde herhangi bir çalışılmamış boş alan bırakmaksızın tüm yüzeyi bir yağlıboya tablo gibi bütünüyle değerlendirmesi ve ahşabın muhtelif tonlarda yakılması işlemini fiziken mümkün olabilecek en üst kalite düzeyinde uygulayarak karakalem resim tekniği kriterlerine uygun görsel sanat nitelikli çalışmalar yapmasıdır. Sanatçının çalışmaları bu nitelikleri itibariyle yakma resim sanatının dünya çapında en değerli ve benzersiz örneklerini/başyapıtlarını oluşturmaktadırlar. 

Ressamımız ahşap yanığı renk tonları üzerine çeşitli boyalarla renklendirme yapılmasının, bu tekniğin özünü zedelediği ve orjinalliğini bozduğu görüşüne sahip olduğundan, çalışmalarında herhangi bir çeşit boya kullanmamakta, çerçeve deseni de dahil olmak üzere, ahşap tuvaldeki renk tonlarının tümünü, tuval yüzeyini kızgın uçlu bir metal kalemle muhtelif ısı derecelerinde yakarak elde etmektedir. Uyguladığı tekniğin sırrını “yüzde bir yetenek, yüzde doksan dokuz sabırlı ve titiz çalışma” formülü ile açıklayan sanatçının Brezilya’dan Japonya’ya kadar birçok ülkedeki koleksiyonlarda tabloları bulunmaktadır.

Selahattin Ölçeroğlu’nun pyrogravure tekniği ile çok genç yaşlarda iken resim yapmaya başlamasının ilginç hikayesi ve bu teknik hakkındaki diğer görüşleri, Bn. Kathleen Menéndez tarafından kaleme alınan ve aşağıdaki adreste yayınlanan makalede yer almaktadır.

http://carverscompanion.com/Ezine/Vol10Issue4/KMenendez/KMenendez.html

Bu güne kadar yaptığı çalışmalarında genel olarak Eski İstanbul gravürlerini konu alan ressamımız, bunun nedenini ve bu gravürlerle ilgili bir projesini şu şekilde açıklamaktadır:

“İstanbul’un geçmiş yüzyıllardaki doğal, kültürel ve sosyal zenginliklerini günümüze yansıtan, İstanbul’un adeta görsel tarihçesini oluşturan belgesel değerdeki bu eserlere ve bu eserleri zarif çizgilerle ortaya çıkaran Avrupalı gravür ressamlarına büyük değer veriyorum. Bugün kitap sayfaları arasında sıkışıp kalmış bulunan bu gravürleri, sahip oldukları gizemli atmosfer ve siyah-beyaz formatla büyük uyum sağlayan ahşap yanığı renk tonlarıyla yorumlayarak yeniden ortaya çıkarmak, yerli ve yabancı kitlelere çok farklı bir görüntü içinde tanıtmak istiyorum. Bu meyanda, bu gravürleri bizlere birer kültür mirası olarak armağan eden Avrupalı gravür ressamlarının isimlerini ve anılarını da devamlı olarak gündemde tutmuş olacağımı düşünüyorum. Bu gravür sanatçıları bu gravürleri sadece çizmekle yetinmemişler, onları seyahatname kitaplarında yayınlamak suretiyle Eski İstanbul’un zenginliklerini asırlar önce Avrupa’ya tanıtan ilk Fahri Kültür Elçilerimiz olmuşlardır. Bu sanatçılar ayrıca İstanbul’da 15. yüzyıldan itibaren yaptıkları bu gravürlerle Avrupa ve Türkiye arasındaki kültür-sanat ilişkilerinin ilk örneklerini vermişler ve bu ilişkilerin günümüze kadar gelişmesinde öncü rol oynamışlardır. Özetle; uzun yıllardan bu yana Eski İstanbul gravürlerini yorumlamış olmamın başlıca amacı, bu gravürleri ender bir resim tekniğinin zarif renk tonları ile kültür-sanat dünyasına yeniden tanıtmak ve bu gravürleri yapan Avrupalı gravür ressamlarının isimlerini canlı tutmak suretiyle kendilerine karşı var olduğunu düşündüğüm şükran borcumuzu bir nebze de olsa ödeyebilmektir.

Bu amaç doğrultusundaki çalışmalarımın son aşaması olarak, uzun süreden beri sürdürmekte olduğum bir proje kapsamında Eski İstanbul gravürlerinin sepya-beyaz yorumlarından oluşan büyük bir tablo koleksiyonu hazırlamaktayım. Çalışmalarım tamamlandığında yakma resim sanatının dünya çapındaki başyapıtlarını içerecek olan bu koleksiyonu, yorumladığım gravürlerin siyah-beyaz orijinalleri ile beraber Avrupalı gravür ressamlarının anılarına düzenleyeceğim bir sergide sergileyeceğim. Daha sonra da bu benzersiz koleksiyonu uygun bir mekanda daimi sergi olarak sergileyebilecek bir kişi ya da kuruluşa topluca devrederek, uzun yıllar boyunca birçok sanatsever tarafından izlenmesine imkan yaratmak istiyorum.

Avrupalı gravür sanatçılarına ithaf edeceğim bu daimi sergi projemi gerçekleştirdikten sonra Eski İstanbul gravürleri ile ilgili misyonumu tamamlamış olacağımı düşünüyorum. Müteakip sanat yaşantımda ise özgün tablolar yapmayı planlıyorum.” 

· Sergi İzlenimleri:
Ressamımız uzun sanat yaşamı süresince sadece bir kez kişisel resim sergisi açabilmiştir. Osmanlı Devleti’nin kuruluşunun 700 ncü yılı kutlama faaliyetleri kapsamında Kasım 1999’da düzenlenen ve büyük ilgi gören bu serginin Ziyaretçi İzlenim Defteri'nde yer alan ve tamamı övgülerle dolu olan bu izlenimlerden bazıları aşağıda özetlenmiştir :

× “Sanatçının kullandığı ve bugüne kadar görmediğim eşsiz ve harika bir teknik ve bu teknik ile mükemmel uyum sağlayan zarif bir konu seçiminin ortaya çıkardığı sonuç, sanatçıyı kendi alanında bir Başsanatçı yapıyor.”

× "Çalışmalarınız, standartların inanılamayacak derecede üzerinde."

× “İnsanoğlunun yaptığı bir çalışma “harikulade” tanımlamasını hangi oranda hak edebilir? Ustamız en üst dereceyi zorlama yeteneğini göstermiş.”

× “O kadar canlı ve çekici ki, kendimi tablonun içinde, aynı zamanda ve mekanda yaşıyor gibi hissettim.”

× "Bilinen klasik resim tekniklerine karşı; bilinmeyen, şaşırtıcı bir resim tekniği ile adeta meydan okunmuş."

× “Çok etkilendim. İzlenimlerimi tek bir kelime ile özetleyeceğim: Muhteşem..”

... Ve “Son Söz”

Bu web sitesinde izlediğiniz gravür yorumlarının hepsi geçmişi yansıtıyor. Bu yorumlarda resmedilen şahsiyetlerin hepsi geçmişte yaşadılar. Biz ise bugünü yaşıyoruz ve bugünden sorumluyuz. Ancak gelecek için de sorumluluklarımız var…

Bize emanet edilen kültür zenginliklerini daha iyi koşullar içinde geleceğe taşımak… Geçmişi unutmadan -ama geçmişin bağnaz esiri de olmadan -geleceğin çağdaş İstanbul’unu ve yüce önder ATATÜRK’ün deyişiyle, “muasır medeniyetler seviyesine ulaşmış” Türkiye’sini yaratmak…

Bu topraklarda var olmuş kültür değerlerinin hep birlikte yaşandığı ve yaşatıldığı, kültür ve sanatla yoğrulmuş çağdaş bir İstanbul’u ve çağdaş bir Türkiye’yi yaratmak…

TEŞEKKÜR

"E-Museum of Pyrographic Art" Linklerinin sitemizde kullanılmasına müsaadeleri ve yakma resim sanatının tanıtımı için sarf ettikleri özverili çabalar nedeniyle Bn. Kathleen Menéndez’e, anılan tanıtım çabalarına katkıları nedeniyle Woodcarvers On-Line Dergisi Yönetim Kurulu Başkanı Bay Matt Kelley'e, antik pyrogravure eserler hakkındaki araştırmaları ve çalışmaları nedeniyle Bn. Susan M. Millis’e, kendi web sitesinin bu sitede bir link olarak kullanılmasına müsaadeleri ve yakma resim sanatının tanıtımına katkıları nedeniyle Bay Patrick Faleur'e, kendilerini yakma resim tekniğinin geliştirilmesine ve tanıtılmasına adamış olan tüm pyrogravure ressamlarına, bu sanatı ve sanatçılarını  destekleyen sayın sanatseverlere, sanat eleştirmenlerine ve ilgili kuruluşlara teşekkür ederim.

Selahattin Ölçeroğlu

· İletişim Yolları :

Atölye / Mektup Adresi : Orhantepe Mahallesi Çınar Caddesi
                                           Barutçu Sokak Bayburt Ap. No:5/C
                                           34865 Cevizli / İSTANBUL

                         E - Posta : solceroglu@gmail.com

                       TELEFON : +90 (216) 383 52 02

Sitenin son güncelleştirme tarihi : Nisan 2011


Kahvehane
  Hipodrom
 
  Sünnet Düğünü
 
  Silah Tüccarı
 
  Boğaziçi Yalıları
 
  Türk Hamamı Soğukluk Bölümü
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

SİTEMİZİ ZİYARET ETTİĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİZ